11 Şubat 2019 Pazartesi

İnsanlar insan gibi, kışlar kış gibi olur Anadolu Köylerinde


Lapa lapa yağan kar az da olsun soluklanmış, günlerdir kapandığı evinden çıkan köylü nihayet gündelik işlerine dönmüştü. Yamaçlardaki komşu köyler kara teslim oluyor, güneşin de kendini göstermesi ile birlikte köylerdeki beyazın parlaklığı kilometrelerce uzaklıktan gözleri kamaştırıyordu. Şirin Karaçulluk köyü, uzun yıllardır böyle bir kar görmemişti. Çocuklar keyifli, sürüler neşeli, çobanlar telaşlıydı. Maazallah en son 10 sene önce yoğun tipide köye inen kurtlara 2 koyun kaptırmıştı Karaçulluk köyü. Telaşları boşa değildi. Ama kara kış Anadolu’da dert tasa edilmez, uğrunda maniler yazılacak kadar sevilirdi, keyfe kederdi yani.

Yar sen kar ol ben duman,
Kaplayalım dağları,
Buban bizi bulmasın,
Kapatalım yolları.

Soba üstü kestane,
Zıplıyor tane tane,
Bu kış da bekar kaldım,
Alamadım bir tane.


Kadim Anadolunun Sırları
Anadolu Köylerinde Kış Manzaraları



Kış sadece beyazdan ibaret değildi Hasanoğlan köyünde. Ağaçların zengin renk tonlarıyla arz-ı endam ettiği bir zaman parçasıydı kış. Anadolu evlerinin sıcaklığı, konuksever sahiplerine kara kışın ayazı çalmazmış derler. İşte o kar da Anadolu’nun renk armonisini zenginleştirmeye birebirdi. 

Akşam olunca muhtarın evinde toplanan ahali, hanımların tekerlemeleri ile eğlenceyi başlatır, beyler avcılık hikayeleri ile eğlenceye renk katardı.


Aldırma gönül aldırma,
Gözün ummana daldırma,
Bir ceylan göle inmiş,
Sakın ola avcı gibi saldırma.

Çıtır çıtır yanan sobalarda kavrulan kestaneler çocuklara ikram edilir, onların da gönlü hoş edilirdi. Gençler kandaki deli oranın yüksek olmasından mütevellit dışarıdaki ayaza aldırmadan evin bahçesinde sohbet ederlerdi. Malum dertleri varsa yavuklusu yahut askerlik günlerinin yakın olmasıydı.

Gece yarısı olduğunda, akrabası, komşuları kısaca sevdikleri kış akşamlarının keyfine doyan ahali  mesut bahtiyar evine dönerdi. Bir gün daha sona ererdi Hasanoğlan Köyünde..

"Kız beşikte, çeyiz sandıkta" sözü mühim bir gelenektir Delice Köyünde. Evlenecek genç kızlar için hazırlanır rengarenk çeyizler. "Kızı büyümüş, anası uyumuş" dedirtmemek için sandık dolusu çeyizler tertiplenir kara kış gecelerinde. Çeyiz eşyası ne kadar çok ve değerli eşyalardan ibaret ise o kadar itibar verir ev sahibesine. 

Kara kışın en bildik yaşanmışlıklarından biridir Kız isteme. Oğlan tarafının köyün ileri gelenleri ile peşi sıra gidilir kız evine. Kısa bir sohbetten sonra "sizin tutmaç keseni, bizim kalem tutana uygun ve müsanip gördük" kız isteme sözü sonraları değişen "Allah'ın emri, peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza münasip gördük, siz ne buyurursunuz" sözüne kız tarafı; "İyi geldiniz, hoş geldiniz ama kızımız küçük, borcumuz büyük, evimiz yalınız, kızımız da giderse kuruyup kalır elimiz ayağımız" diyerek naz yapar. 


Allah muradını verdi bugün,
Anasını kızsız koyan,
Evlerini ıssız koyan,
Testisini susuz koyan

Arabamın tekeri,
Hem ileri hem geri,
Gayri benim de bir yarim var,
Hemi de Oruçların Şoförü.

Uzun uzadıya edilmez velhasıl, gecenin sonunda sevenler kavuşturulur Delice Köyü'nde..

Türkiye'den Köy Manzaraları
Kara Kışa Teslim Anadolu Köyleri

Kara kış akşamlarında gulugulu kuşu, karga ve baykuş ötmesi ölüme işaret sayılır Seferihisar köyünde. Köpek uluması ölümü çağrıştırır, o vakit köpeğe ekmek atılır. Varsa köyde cenaze temiz bir yere yatırılır çenesi bağlanır. Üzerine makas konur. odanın kapısı açık bırakılır azrail çıkıp gitsin diye. 


Baban arap ata biner,
Köye gelir bize iner,
Senin gençliğine ne oldu,
Bir gün bu acı da diner

Gürün'de mahşere döndü,
duyan dostlar sana yandı,
Servetin var borcun öde,
Hepisi ortada kaldı,

Bacıların kan ağlıyor,
Eşin karalar bağlıyor,
O tarafa bakamıyom,
İnan yüreğim yanıyor.



Yas tutulur, acılar yüreklere gömülür, hatıralar ise sessiz sedasız tozlu sandıklarda yerini alır Seferihisar köyünde..

Bir Ramazan ayını daha geride bırakır Ovapınar Köyü. Ramazan bayramına merhaba der ömürler kifayet ederse, bir kez daha yaşayabileceği o kadim günlere. Oysa bayramlar buruk yaşanır şehirlerde. Bu yüzden bir hatırası dahi kalmaz akıl defterinde. Bayramlar işte bu yüzden sevilir, özlenir Anadolu köylerinde. 

Bayramın yaklaştığı günlerde neşeli bir telaş başlar köyde. Tatlılar hazırlanır, akide şekerleri alınır, evler tepeden tırnağa bir güzel temizlenir. Büyükler ceplerine bolca şeker doldurur, çocukları sevindirmenin hazırlığını yaparlar. Çünkü çocukların bayramla ilgili beklentileri kendilerine yapılacak ikramlarla ve verilecek el harçlığıyla ilgilidir. İmkanı olan büyüklerimiz çocuklara para, imkanı olmayanlar ise daha çok cebindeki şekerlerden verirler. Bu küçük hediyeler çocukları ne çok sevindirir.
Bayram sabahı yaşanan telaş ve heyecan gerçekten görülmeye değer Ovapınar köyünde. Köylü kıyafetlerinin en güzellerini giyer o günlerde. Hele çocuklar, rengarenk kıyafetleriyle hep dikkat çekerler. Büyüklerinin ilgisini çekmek için süslenir püslenirler ve erken erken camiye koşarlar. Köy camilerinde müezzin mahvili ve çevresi genelde gençlere ve çocuklara ayrılır. Çocuklar o bildik yaramazlıklarını camide de sürdürmekten geri durmazlar. Namazın başlamasıyla beraber çocukların fıkırdamaları, yüksek sesle gülmeleri hatta cami içinde itişip kakışmaları caminin manevi atmosferine karışır gider. Her ne kadar caminin atmosferine aykırı olsa da bu yaramazlıklar, yinede hoş görür çocukları. Çünkü o gün bayramın ilk günüdür Ovapınar köyünde. 
Bayram mübarek olsun,
Sofrada börek olsun
Barışıversin güs olanlar
Gönüllere neşe gelsin
Kahvaltı, misafirlik ziyaretleri derken tatlı bir bayram günü daha biter Ovapınar köyünde.
Çocukluğumuzun yaşandığı köy yılları. Elektriğin olmadığı, aydınlanmak için gaz lambası efsanelerinin hayat bulduğu soğuk karlı kış akşamları. Sobaların har har yandığı, loş oda hikayelerinin dile geldiği ayaza çalan akşamlar. 
Sabahın ilk ışıkları ile ince uzun duman çıkar petrol kokusuz bacalardan. Hava kirli değildir, duman isidir kara yapışan. Kahvaltı mutfakta çatırdayan sobanın yanında yapılır sıcak bir tarhana çorbasıyla. Evin tüm sakinleri besmele ile toplaşır bereket timsali sofrada.
Hala izler taze, hala Anadolu insanı tertemiz. Gelenek ve göreneklerimiz olanca saflığı ve güzelliği ile yaşanır, insanlar insan gibi, Kışlar kış gibi olur Anadolu Köylerinde...

 (Maniler Kaynak : Anadolu'dan Maniler - Anonim)



22 yorum:

  1. ben en çok da çocukluğumda kalan soba üzerinde kestane ve portakal kabuklarını özledim. Portakal kabuğu yandıkça mis gibi kokar. Kestaneler de çıtır çıtır yenirdi. Şimdi kestaneyi dışarıdan alsam da o tadı vermiyor tabi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiye özlem çığ gibi büyüyor farkındasınız değil mi? Zira herşey sıradan, keyifsiz. insanlar mutsuz. Nerede o eski günler lafını çok kullanır olduk. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Eksik olmayın.

      Sil
  2. herşey bence bir gün özüne dönecek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok isterdim. Çook !!
      Teşekkür ederim. Selam ve sevgilerimle.

      Sil
  3. Merhaba, sizin gibi kaliteli içerik üreten bir yazarı blog yazarlarının sosyal paylaşım ve buluşma noktasında görmek isteriz. Böylelikle içeriklerinizi diğer blog yazarlarına tanıtabilir ve diğer blog yazarlarıyla kolaylıkla iletişim kurabilirsiniz. Blogcular Club’da paylaşılan içerikler editör onayından geçtikten ve yazarın onayı alındıktan sonra dergimizde yayınlanacaktır. İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Çok teşekkür ederim, teveccüh buyurmuşsunuz.
      Başarılar diliyorum size ve ekibinize...

      Sil
  4. Çok değişik bir yazı olmuş, şiirler daha da keyifli bir okuma tadı vermiş, teşekkürler.Karaçulluk köyü'nü merak ettim sayenizde.

    YanıtlaSil
  5. Fatih bey çok teşekkür ederim beğeni ve güzel yorumunuz için.
    Selam ve Sevgiler..

    YanıtlaSil
  6. birbirinden güzel şiirler paylaşmışşınız yine o güzel kaleminizden inci gibi dökülmüş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, eksik olmayın. Maniler Anonim. Kadim Anadolu şehirlerinin kurumsal web sayfalarından derledim. Her bölgenin gelenek ve törelerine göre anonim söylenmiş Manilerini zaman zaman yazılarımda kullanmaktan keyif alıyorum.
      Selam ve Sevgilerimle,

      Sil
  7. Anadolu insanı Anadolu kültürü herşeye rağmen yaşamaya devam ediyor..Allah'tan ruhumuz bedenimiz kadar hızla kirlenmiyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel söylediniz Sevda hanım. Kalan ender hazinelerimizden..Kıymet bilmekte çokça fayda var. Teşekkür ederim, eksik olmayın.

      Sil
  8. muhteşem bir yazı kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  9. Çok teşekkür ederim Figen Hanımcım. En derin selam ve sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  10. Gerçekten keyif veren bir yazı okudum, Anadolunun içtenliği kaleminde buldum. Üstelik yazı aralarında ki şiirler muhteşem. Bu içten yazınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim Taner abi .

    YanıtlaSil
  11. Her daim desteklerinden ve güzel yorumlarından dolayı çok teşekkür ederim Ersincim.
    Beğendiğine çok sevindim kardeşim. Eksik olma..

    YanıtlaSil
  12. Ne kadar keyifli anlatmışsınız Anadolu köylerini. Biz böyle yağan bir kara da, komşularla geçirilen kış akşamlarına da, kalabalık bayramlara da büyük şehirlerde hasret kaldık. Teşekkürler bu güzel yazı için Taner Bey. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülhan hanım her zamanki gibi kıymet vermiş, yorum yapmışsınız. Çok teşekkür ederim. Eksik olmayın.

      Sil
  13. ne keyifli ve şiirsel bir anlatım olmuş.çok sevdim okumayı.türlü türlü anılar canlandı bende ve özlem duygusu yine geldi çöktü içime..kaleminize sağlık taner bey..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, çok zarifsiniz. Beğendiğinize memnun oldum.

      Sil
  14. Cidden dergi yazısı olacak kadar güzel yazmışsınız. Yazamak için yazılan bolglardan değil. Tebrik ediyorum sizi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahçup ettiniz beni, naçizane keyif alarak yazdığım mini hikayelerden biri. Ben de çok sevdim. Eksik olmayın, güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum.

      Sil