16 Ocak 2019 Çarşamba

HAYATIN PUSULASI


Bakkal Topal Osman'ın  çırağı nefes nefese kaldı.
Tornistan Çıkmazını tırmanırken kereta,
Beş lira için az kalsın göbeği çıkacaktı,
Dışarıda güneşli yalancı bir sonbahar vardı.

- Keriman abla, mektubun var. Mektubun var abla. Postacı Kamil amcanın çantasından yürüttüm. Semih abiden gelmiş abla. Bahşişimi sağlam hazırla.

Askerdi Semih. Bir aya dönecek, önce nişan sonra düğün yapacaktı Keriman'a.
Dünkü çocukluk aşkı, yarın çocuklarının babası olacaktı. Uçarak indi viranenin merdivenlerinden, aldı mektubu çırağın elinden.



Küften çürümeye yüz tutan merdivenlere kırıverdi bacaklarını, koklayarak öptü mektubu, gülümsedi, göğsünde tuttu, açamadı uzun süre. Hayallere daldı. Birkaç ay kaldı şunun şurasında. Kendi evinin sultanı olacaktı babasız büyüyen Keriman. Hasta annesini de alacaktı yanına. Semih yemin düşmüştü bilhassa.

Daha fazla dayanamadı açtı yavuklusundan gelen mektubu. 
Okudu. Yok be yahu dedi, bir daha okudu. Dudakları buruldu. Gözleri doldu. 
Yıkıldı Keriman. Başı döndü, kapıya yığıldı. Sokak karardı, kuşlar sustu. 
Bu iş olmayacak demiş mektubunda. Babası buyurmuş, Almanya'ya gidiyormuş ablasının yanına. 





Yokluklar içinde babasız geçen yıllar. Annesinin hastalığı. İki göz odadan muteber fakirhanenin ızdırabı. Yıllarca Keriman'a arkadaş oldular. Ne var ki Semih bu zalim kaderin kurtarıcısı, karanlık gecelerini aydınlatan mum ışığı, Semih çocukluğu, bayram harçlığı, babası, annesi, ailesi, sevdiği oldu, herşeyi oldu. Hayatının pusulası olan bu adam sayesinde "insan olmaya, insan gibi yaşamaya" çok yaklaşmıştı.

Olmadı...

Olması gereken tek bir şey kaldı. 


....

Bölük komutanı Semih'i odasına çağırdı.
-Başın sağolsun evladım..



"Hayatta herşeyi sırayla yaparız. Önce göz yaşlarımızı sileriz. Sonra da buna neden olanları"