Bütün gün rüzgarı peşine takıp yaramazlık yapmaktan geri kalmayan deniz; rüzgarın üfürmeleriyle dalga yapar, köpük olur, sahile vurur. Sahil, bu iki yaramazı kucaklamaktan sonsuz keyif alır. Kızıl güneşin kavurduğu bedeni bu iki haylaz sayesinde serinlik ve mutluluk bulur. Bir bakıma evladı sayılır ikisi de. Her oyun sonrası anacığına koşan bu ikili olmasa sahil ne yapsın, “bir evde çocuk yoksa o evde hep bir şeyler eksiktir” deyip kucaklar yaramazları.

Gökyüzünden ödünç aldığı mavi elbisesi ile pek bir alımlı ve nazlı deniz gün boyu devam eden bu oyunun sonunda yorulur. Güneşin hüzün dolu vedası ile akşam karanlığında uykuya dalar. Yufka yürekli tabiat ana gece serinliğinde denizciği üşemesin diye üzerine inceden bir çarşaf atar. İşte sabahın erken saatlerinde denk geldiğimiz “denizin çarşaf gibi olması” tas tamam bu yüzdendir. Sizin uyandığınız kuşluk vaktinde, haylaz deniz henüz uyuyordur. Ses etmeyin uyusun, ricam olur..


Begonvil kokularıyla sarmaş dolaş olmuş Bodrum’un dar sokaklarında telaşlı adımlarla limana ulaşmak gayretinde olan Selim nefeslenmek maksatlı Hayri’nin kahvesinde bi dur verir. O vakit ufukta yarım boy vermiş güneş, tatlı bir sıcaklıkla“bazen bir merhaba çok şeye kapı açar”diyerek şirin Bodrum ilçesine selam gönderir.

Yokuş başına geldiğinde,
Bodrum’u göreceksin,
Sanma ki sen,
Geldiğin gibi gideceksin.

Senden öncekiler de böyleydiler,
Akılarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler..

Der Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, jandarmalar eşliğinde sürgün geldiği Bodrum’a.. Kutu gibi beyaz badanalı evin sokağa açılan kapısından avluya girer. Avlunun tabanı kayrak taşlarıyla döşelidir. Sokak kapısını kapatır, etrafına bakınır. Sokak kapısının tam karşısında bir kapı daha vardır.
Kapıyı açar, denizi görür. Çocukluğundan beri ilk defa hıçkıra hıçkıra ağlar ve diz üstü düşer. Çünkü gördüğü bizzat Halikarnas Balıkçısı’nın ilham kaynağıdır. Sonraki günlerde arkadaşları ile su, peynir ve peksimetten başka bir şey yanlarına almadan denizde geçirecekleri günlerin habercisidir bu günler.. İnsandan ve sosyal hayattan uzaklaşıp kendine döndüğü ve kendi içinde yolculuk yaptığı, sonunda da o canım edebi eserlerin gün yüzüne çıktığı bir meditasyon haline büründüğü günler olacaktır bu günler..

Denize komşu kahvenin geceden kalma nemli ahşap sandalyelerini elinin tersiyle silen Selim, kuma gömülmüş masasına demli bir çay buyurur.
Tavşan kanından az biraz uzak çay masaya geldiğinde Hayri çay ocağından seslenir:
-Hoşgelmişsin Selim. Needip durun len?
-Az dokunur olma Hayri ağabey, keyfim gaçık, sigaralanıp bi çayını içiverince uzayıvericem.
-Hele ataarlanıp olma deli oğlan, bet suratınla giriverdin fakirhaneye. Bizim orların meşhur lafı var bilirsin; güssün gız güssün, sen gidersen bizim öküzleri kim gütsün. Gusura galma len Selim, sabahın körü aha sen aynı busun..
-Sen güdersin e artıkın Hayri ağabey ! Yuff sana be. Orlardan öyle mi görünüyom ben?
-De bakim len, noldurup hele anlatıve.
-Aysel’i başgöz edeelermiş Hayri ağabey..
-Deme len..
-He ağabey, dünyalar yıkılı verdi başıcığıma. Naptırıverim ben şimdi ağabey. Ahan atlayıverim şu maviliklere. Tes temelli bitsin gari.

Resepsiyonun telefonu çaldı. Kral dairesinde konaklayan Gönül hanım akşam yemeği için dünyanın en pahalı şarabı olan 1978 Montrachet marka Fransız şarabı sipariş etti. Ağır bir misafiri vardı. Uzun zamandır flört ettiği aşkı ile evlilik planları yapan Gönül hanım teras katından Bodrum maviliklerine doğru bir bakış fırlattı. Öyle bir baktı ki, tepesi atsa değil Bodrum’u, bu canım romantik ilçeyi çepeçevre saran mavilikleri dahi satın alırım bakışıydı bu. Garibanlıktan yavuklusunu köyün ağasının oğluna kaptıran Selim’in oturduğu kahve ile Gönül hanımın konakladığı otelin arası hepi topu üç beş yüz metreydi. Bu durum, yokluktan hayata küsenler ile varlıktan ne yapacağını şaşıran insanoğlunun birbirlerine hem çok yakın hem de binlerce kilometrelik uzak olmasına benzerdi.

Akşam olmuştu. Dünyanın en ünlü şarabı Gönül’e bakıyor, Gönül şaraba. Vakit ilerliyor beklenen şanslı adam bir türlü gelmiyordu. Rolex saatine bakıp ifrit olan Gönül, karşı burunda parlayan deniz feneri misali yüzünde cereyan eden kızıllıklara engel olmak ile uğraşa dursun, çalan telefonunda Gönül’ün İstanbul’daki asistanı kötü haberi çoktan vermişti. Esas oğlan dün gece bir gece kulübünde başka bir kadınla beraberdi. Gelmesi sürpriz olurdu. Gelmeyecekti. Gönül, o canım Bodrum ve maviliklerine öyle kem gözlerle bakmaya yeltenmeyecekti. Kadim, romantik Bodrum ve yakın dostu mavi deniz acımadan cezasını kesti.

Barlar sokağına paralel denizin kıyısı keyfe keder meyhaneler ile doludur cennet Bodrum’da. İster eğlenir, ister tasalarına demlenirsin. Haleti ruhiyenin her çeşidi için hazırlanmış şerbetleri yudumlarsın. Meyhanelere komşu denizin hafif hafif kıyıyı dövmesine şahit olursun. Sonra dalga sesi ile rakının anasonu arasında kalan güruh, gece boyu acıya kaldırır kadehini. Hani ne kadar çok içilirse o kadar unutulacak acı sanki. Öyle yağma yok, bu gecenin tek kazananı meyhane ve meyhaneci.




Klarnete eşlik eden keman var olan acıyı katmerler gece boyu. Peçetelere yazılır şarkı istekleri. Gecenin ilerleyen saatlerinde ağır bir hava kaplar meyhaneyi. O anlar ruhun beden ile hesaplaşmasıdır. Ruh ister istemesine de, beden her isteğe nasıl cevap versin azizim. Terkeden sevgili kapıdan girsin. Kapı girişinde demlenen Selim’in, karanlık köşede gözlerden uzak başka bir masada Gönül’ün bedenleri mutlu oluversin. Şaşırır olma, o kader var ya o kader aynı mekanda bir araya getirir bizimkileri. Sabah vakti Hayri’nin kahvesi ile otelin kral dairesi arasındaki mesafeler kaybeden olunca nasıl da eriyip gitmişti. Meyhanede acının cinsiyeti, rengi makamı mevkii olmaz. Garibi de zengini de birdi.

Nitekim ki deniz de bağrına atılan taşı unutur ama o taş yine oradadır. Ve oradan bir daha çıkmaz. Ah şu aşk, Bodrum'da insanın canına amma kıyıyordu..










72 Yorumlar

  1. Memduh Şevket Esendal, Sait Faik ve Sabahattin Ali'nin hikayelerinde bazen şöyle bir durum olur. hikayeyi okumaya başlarım. hikayenin ortalarında ve hafif sonlarına geldiğimde hala hikayenin bütünü ile alakalı bir sonuç yakalayamam. Fakat son paragraflarda vurucu bir cümleyi cımbızla alırım. işte o cümle hikayenin tamamının ana fikrini anlatır. Ne hoş olurum,çok etkilenirim. sizin hikayenizdeki "sabah vakti Hayri’nin kahvesi ile otelin kral dairesi arasındaki mesafeler kaybeden olunca nasıl da eriyip gitmişti." cümlesi koca bir hikayenin tek cümlelik özeti oldu. Bodrum gibi dünyanın cennet köşelerinin birinde ister fukara ol ister zengin, o canım meyhanelerde hep birsin. kimliğin, rengin, makamın hep bir. ben sevdim, beğendim bu hikayeyi. ufak tefek tekrarlar takılırsam emeğe saygısızlık etmiş olurum. sayfanızı takipteyim. yeni yazılarınızda buluşmak üzere..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Size isminizle hitap etmek isterdim. Edebiyata olan ilginize hayran olduğumu belirtmek isterdim. Eksik olmayınız. Selam ve sevgilerimle...

      Sil
  2. Bu değişik yazım stilinizi çok beğendim. Anlatımınız akıcı ve insanı alıp götürüyor oralara :) Emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman olduğu gibi yine çok zarif ve destek dolu yorumlarınızdan dolayı ne kadar teşekkür etsem azdır. Çokça selam ve sevgilerimi gönderiyorum size..

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Boracım çok teşekkür ederim, umarım beğenmişsindir can caazım.

      Sil
  4. hem yaz , hem aşk, hem aşk acısı ne güzel harmanlanmış hikayede.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mehtap hanım merhaba, evet bir harman yaptım ve servis ettim. Beğendiğiniz için gerçekten mutlu oldum. Bu tür hikayeleri seviyorum galiba. Alt yapısı ve hikayenin genel bütünü farklı gibi görünse de başta ve sondaki vurgular ile hikayeden kopmadığımı anafikirden uzaklaşmadığımı tahmin ediyorum.

      Sil
  5. Olayı harika dile getirmişsin yüreğine sağlık, Aşk anlatımları bu ara gündemimde iyi geldi derim buna.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgeldiniz. Takibe aldım kıymetli sayfanızı.
      Teşekkür ediyorum, vakit ayırıp yorum yaptığınız için. Eksik olmayınız.

      Sil
  6. Gönlünüze sağlık, kaleminize kuvvet... Fena âşık olduğunuz eşiniz Suna hanım ve iki güzel kızınızla bir balıkçı kasabasında ömür boyu mutlu bir hayat sürmeniz dileğiyle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ali bey çok teşekkür ederim güzel dilekleriniz için. Eksik olmayınız.. İnşallah o günler de gelecek. Misafirim olacaksınız.

      Sil
  7. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  8. Yine çok güzeldi. Acının her şarttaki insanı vurabileceğini çok hoş anlatmışsınız. Bodrum gerçekten vazgeçilmez bir yer. Ne hikayelere şahit kim bilir ? Kaleminize sağlık Taner Bey.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ece hanım kitap yazarı olan değerli şahsınızdan bu yorumları okumak benim için çok kıymetli. Bir şeylerin iyi gittiğine inanıyorum. Moral buluyor, bir sonraki hikaye için hazırlıklar yapıyorum. Vakit ayırıp okumanız ve yorum için gönülden teşekkürlerimi borç biliyorum. Sağlık ve esenlikle kalın.

      Sil
  9. Merhaba Taner Bey. Bir solukta okudum hikayenizi. Ve okurken kendimi gerçekten Bodrum'da gibi hissetmek keyifliydi. Betimlemeleri her zamanki gibi çok başarılı şekilde uygulamışsınız. Ayrıca karakterlerin konuşmalarını çok gerçekçi buldum. Şiveleri gayet güzel uygulamışsınız. Konuya gelince evet insanların arasında mekan olarak çok uzun mesafeler olmayabilir ama yaşamlar arasında dağlar kadar uzaklık var. Bu hikayedeki iki karakter de aynı mekanda. Aynı denize bakıp, hayaller kurabiliyor. Biri zengin, en pahalı şarabı içiyor ama mutsuz, aldatılıyor. Diğeri fakir ve sevdiği kızı başkasıyla evlendiriyorlar. Ve aslında o da mutsuz. Bu ikilem para her şeyi çözer mi sorusunu akıllara getiriyor. Halikarnas Balıkçısından bahsetmeniz çok hoş olmuş. Sayenizde yine keyifli bir hikaye okudum. Teşekkürler kaleminize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gülhan hanım okumak için okumayanlardan olmanız keyif veriyor. Blog mecrasında ben keyif alma taraftarıyım. Yazılan ne olursa olsun evvela, yazara ve emeğe saygı olmazsa olmazım. Rakamların yarışı değil de keyif ve tatların konuşulduğu, ve hatta tartışılabildiği bir mecra olmalı blog dünyası.

      Sizin de hikayeyi adeta yaşayarak okuyup yorumlamanıza hayranım. Çok teşekkür ederim. Desteğiniz için müteşekkirim. Eksik olmayın.

      Sil
  10. Temizlik ihtiyacı en temel gereksinim olarak karşımıza çıkmaktadır. Temizlik ihtiyacının karşılanması amacıyla pek çok farkı firma kurulmuş durumdadır. Diyarbakır temizlik şirketleri söz konusu olduğunda ve 2019 yılında en çok tavsiye alan Diyarbakır temizlik şirketi olarak karşımıza çıkan Sanat Temizlik başarılarını sürdürüyor.

    YanıtlayınSil
  11. Taner Bey,
    Çok edebi, lezzetli, sürükleyici bir yazı olmuş. Okurken her tasviriniz gözümde canlandı. Karakterlerinizin şiveli konuşmaları da çok hoşuma gitti ayrıca. Okuyucu ile iletişim kurmayı başarabilen bir üslubunuz var. Bunu kaybetmemeniz dileğiyle. Kaleminize, yüreğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yıldız hanım naif ve çok zarif yorumlarınız ile hikayelerim devam edecek diye umuyorum. Destekleriniz öyle önemli ki, zira memleketi ateşe atmışlar da birileri ateşin altını harlıyor sanki. Ruh halimiz gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı gibi. Bir iyiyiz bir kötü. Bizi bu hallere getirenlere yazıklar olsun. Çaldılar her şeyimizi.

      Sil
  12. çöp yazımdan etkilendin ya madem ondan önceki yazımdaki "feriha hanım" öykümü okusan yaa. geçenlerde bir bölüm yazdıydım. sonra arkadaşlar bu öyküyü uzun yaz deyince uzun öykü yaptım. emirganda yaşayan eski saraylı bir teyze. dün beşinci bölümü yazdım. yanda arşivde ilk dört bölümü. onu okusan yaaa asıl. kısa episodlar halinde uzun bir öykü yapıcem onu :) gelirim yineee :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle yapalım, akşam ben bir kahve koyayım kendime, fonda klasik Türk musikisi. Emirgan'da eski saraylı Feriha hanıma saygı lazım tabi ki. Nasıl severim böyle hikayeleri. Bak şimdi heyecanlandım ben..

      Sil
  13. Tebrikler efendi agabey. Sagolasin. Agzin bal yesin, kaleminin kursunu keskin olsun, koyuca yazsin, silgilere galebe calsin insallah. Dunya uzerinde unutulup yok olup giden dillerin sayisi bilmem kac binmis. Kadim Romanin, bilimin sanatin edebiyatin felsefenin ana dili latince bile Carl Orfun o muhtesem kesfi 'O Fortuna' sinda (https://www.youtube.com/watch?v=00YI0OlQQ6s) biraz kaldi bi de zar zor korunabilmis el yazmalarinda ve eski ahitlerde kalmis durumda. Ne kadar enteresan ne feci bir kultur erozyonu var akillara ziyan. Kaldi ki bu guzelim Ege agizlari bu isik hiziyla yozlasan alemde acep ne kadar daha yasar.(( Ozellikle bu kisimlari okumak icimi isitti gitsem bi cay siparis etsem getiren oglanciga 'needip durun len'))) diye hatrini soruversem istedim. Maalesef yok oluyo bu siveler, diller, kulturler. Neyse ki buraya yazilidi. Soz ucar yazi kalir. Vesselam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gökhancım en kallavisinden hasret dolu selamlarımı gönderiyorum gurbet ellerine. Zamanın kıvrak ve kahpe danslarına yenilmeden ekmeğinin peşinde koşan güzel yürekli gurbet kuşu kardeşime selam olsun.

      Memlekette değil şivemiz her türlü değerimizin erozyona uğradığı şu kadim zamanda biz varız çok şükür. Ruhunu, insanlığını, vatanseverliğini kiraya vermemiş, doğu batı farketmez karış karış her toprağında yaşayan insanına aşık sen ben biz varız .

      E bu kıymeti alanın yetiştirdiği evlatlar var misal. Gümbür gümbür geliyorlar. İyi yetiştirdik onları vesselam. İnsannlığın temeli "önce insan"olma felsefesini aşıladık yavrucağızlara. Yakın gelecekte bayrak onlarda. Ben genç nesile güveniyorum. Sorgulayan, ne istedğini bilen, kandırılmaya asla müsait olmayan civa gibi bir nesil var. Görüyorum. Koşa koşa geliyorlar. Sabır. Az biraz sabır.

      Memlekete gelir de beni aramazsan üzülürüm, kırılırım. Sohbete, hasbıhale çok malzeme var. Ara benim güzel yürekli kardeşim.

      Kal sağlıcakla can kardeşim..

      Sil
  14. Betimlemeleri sevdim, Geyikli'nin bazı yerlerinde denizin üstündeki çarşaf gün boyu hep örtülüdür, ellemeye kıyamazsın:) Şiveleri okurken de sanki dizi izliyor gibiydim, çok başarılı. Aşka gelince; aşk tesadüfleri sever, doğru zamanda doğru yerde olmalısın...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geyikli ve Bozcaada tarafları hayranıyım. Blogumdaki ilk yazımda Bozcaada ve Geyikli ile ilgili anılarımdan bahsettim. İlk göz ağrısı olan kızımızın Bozcaada mahsülü olduğunu anlatan benim için çok kıymetli anılarımdan bahsettim:)

      Çok teşekkür ederim beğendiğinize gerçekten çok sevindim. Desteğiniz ile kıymet katıyorsunuz sayfama, eksik olmayın.

      Sil
  15. Taner bey sizin sayfanıza geldiğimde -Taner bey bu defa neyi muhteşem şekilde anlatacak diyerek geliyorum. Anlatımlarınız o kadar güzel ve akıcı ki keşke hiç bitmese diyiveriyor insan. Aşk Bodrum'da Yaşanıyor'un edebi bir şekilde anlatılması olabilir bu öykü. Lütfen daha çok yazın daha çok yüreklere dokunun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Siz böyle beni ziyadesiyle mutlu eden naif ve kıymetli yorumlar yapınca bir sonraki yazım için gerçekten çok çalışıyorum. Daha iyisi nasıl olmalı üzerinde çokça vakit harcıyorum. Maalesef bir hikaye bir ay önceden önce çıkmıyor. Ama hikaye sonrası böyle muazzam keyif dolu yorumlar gelince tüm yorgunluklarım bitiyor, çok mutlu oluyorum.

      Çok teşekkür ediyorum vakit ayırıp okumuş ve yorumlamışsınız Lerzan hanım. Çok zarifsiniz, eksik olmayın. Size ve kıymetli ailenize selamlarımı gönderiyorum.

      Sil
  16. selim ile gönül bodrumda aşk heyooo :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. aşk bu, duman eder. tutulmaya gör, savurur atar. ne hikmettir, bodrum aşkları diye bir tabir vardır. fethiye aşkları diye bir şey yoktur misal. bodrum'a patentli ve tescilli bir durumdur bu.başka bir diyar için kullanamazsın, ceza keserler :)

      bodrum bu ama, alkolün kana karışması gibi, ayağını attığın anda gizemli ve hoş havası vücuduna yayılır, sarhoş eder. arkadaş giden,sevgili döner. iyi bilirim..

      işte sırf bu yüzden bodrum aşığı halikarnas balıkçısı "senden öncekiler de böyleydiler, akılarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler.." boşuna dememiştir.

      ah gençlik ahh.

      Sil
  17. Hiç bir köle başını geldiğimiz gibi dönemedik ki ah bldrum ne güzel yersin ama her gönle yüzün başka,

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. köşe başı yazacağıma köle başı demişim akıl nerelerdesin sen ...

      Sil
    2. Her derde deva olan bir reçetedir sanki Bodrum. Sizin de dediğiniz gibi her gönle yüzü başka bu kadim diyar. Hepimize derinden bir ahh çektirir zalım Bodrum. Herkesin bir hikayesi var sanki.

      Teşekkür ederim, her zaman olduğu gibi kıymet kattınız, eksik olmayınız..

      Sil
  18. Ne güzel yazılmış... Blogunuzu yeni tanımak nasip oldu ama gerçekten çok güzel bir diliniz var. Akıp gidiyor. Tüm yazılarınıza da yansımış.
    Var olun ve sevgiyle kalın :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O vakit hoş gelmişsiniz gurbet ellerden. Ne iyi etmişsiniz, ne hoş yorumlamışsınız kilometrelerce uzaklardan. İnsan, bizim insanımız olunca mesafeler dert değil. Gönüller bir olunca denk geliyoruz birbirimize çook uzaklardan.

      Yıllarca iş seyahati için ziyaret ettiğim Merkel hanımın memleketinde ; ne zaman bir Türk'e denk gelsem , kanım ısınır sarılasım gelir gurbetçi kardeşime. Kan çeker. Türk damarız kabarır, mutlu olurdum.

      Çok teşekkür ediyorum. Vakit ayırıp okumuşsunuz. Kıymet kattınız. Size ve tüm gurbetçi kardeşlerimize selam memleketten..

      Sil
  19. feriha hanım yeni bölüm geldiiii :)

    YanıtlayınSil
  20. Bu yazı bana iyi geldi gece gece :)

    YanıtlayınSil
  21. Çok güzel bir yazı. Elinize sağlık. Halikarnas Balıkçısı' nı severiz bu arada:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Uzun zaman oldu koptuk, görüşemedik Turgay bey. Ne iyi oldu ziyaretiniz. Eksik olmayın, çok mutlu oldum. Selamlar..

      Sil
  22. Taner bey merhaba bloğunuzla yeni tanıştım ve adeta baştan sona kadar okudum gibi bir şey oldu. Bende bir blogger olarak sizden yazılarımı daha deriinden yazma konusunda çok şey öğreneceğim Burada link vereek yüzsüzlük mü yapıyorum bilemiyorum onaaylamak yada silmek sizin ellinizde ama sizinle ve bloğunuzu ziyeret güzel kalpli insanlarla paylaşmak istedim. İyi Bloglar Hoş zamanlar dilerim
    https://neguzelask.blogspot.com/2019/09/sensiz-yasamay-ogrenemem-ben.html

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim çok zarifsiniz. Hoş geldiniz. Ben de sizi takibe alıyorum o vakit.. Blog konusunda naçizane elimden gelen her türlü yardıma hazırım. Selamlar, sevgiler..

      Sil
  23. Sizin bu akıp giden hikayeleriniz karşısında bize sadece okuyup keyfini çıkarmak düşer, yüreğinize sağlık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gökhan bey varolun, çok teşekkür ediyorum destek dolu mesajlarınız için..Siz beğendiyseniz ben daha çok keyifleniyorum. Eksik olmayın.

      Sil
  24. Taner abi, yazını tam da Bodrum’da kaldığım bir gecede okumak fırsatı buldum. Begonvil kokan sokaklarında dolaşırken hikayenin içerisinde buluverdim kendimi. Bir nefeste okuduğum, harika tasfirlerle anlatılmış çok güzel bir yazı olmuş, kalemine sağlık abim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bak şimdi kıskandım seni. Yıllar oldu Barlar sokağında gezmeyeli, limanda turlamayalı, Bodrum'a sarılıp kendimden geçmeyeli. Ah bodrum, aşkların aşıkların romantik beldesi.

      Teşekkür ediyorum Tahsincim, işinin gücünün seyahatinin arasında vakit ayırıp okumuşsun. Varol kardeşim.

      Sil
  25. feriha hanım yeni bölüm geldiii :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okudum sevgili arkadaşım. Beğenerek okuyorum, sonunu merak ediyorum. Dram çıkmasın ne olur. Benim hikayelerimin sonu dram ile bitiyor.. Mutlu sona öyle hasretim ki :)

      Sil
  26. Yeni hikayenizi okumak için vakit kolluyordum. Nihayet o gün geldi. Metaforlar, diyaloglar ve yöre ağzını kullanımınız inanılmaz başarılıydı. Hikayenin genel olarak yarattığı his ise tarifsiz; ruha dokunan türden. Aşk işte böyle; sınıf farkı tanımaz, her kalbe işleyiverir ve farklı "sınıftan" insanları, belki birbirinden habersiz, aynı mekanlarda (aynı meyhanede) aynı hislerle buluşturuverir... En nihayetinde "meyhanede acının cinsiyeti, rengi makamı mevkii olmaz. Garibi de zengini de birdi."
    Yüreğinize sağlık Taner Bey.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. En kıymetli okurlarımdan Deniz hanım nerede diyordum kendi kendime, bir parça da gönül koydum. Her yorum geldiğinde hah işte Deniz hanım geldi dediğim anlar da olmadı değil. Sonra, koca bir blog yazarları sayfasının yöneticisi, acemi blog yazarlarının kurtarıcısı, her derde koşan, blog aleminin iyilik perisi Deniz hanım nasıl müsait olsun da gelsin dedim, gönül koyduğum için kendime çok kızdım. Bağışlayın..

      Şimdi bir hikaye yazmak için kompüterin başına geçtim Deniz hanım. Az önce eşimden fırça yedim. Amatör kitap yazarlarının açmış olduğu bir yarışmaya katılmam için olağanüstü bir baskı yapıyor. Ben mi? Ben hep son dakikacıyım. Bildiğiniz Türk modeli. Hallederiz abi versiyonu :)

      Çok vakit var çook. Birkaç fırın gezip bol bol ekmek yemeli bu projeye imza atmak için. İşte yazdığım naçizane bu hikayeler bu zorlu yolculuğun ilk taslakları. Sizler yazdıklarımı beğendiğinizde ben kitap yazmış kadar mutlu oluyorum. Bunu tüm kalbimle söylüyorum.

      İspat, yarış, kovalamaca hırs, koşuşturma mevzularında hiç başarılı olamadım. Hep olanla yetindim. Hayatın bir çoğuna vermediği huzura sahip olabilmenin şansına teşekkür ettim. Gerisi gelir ha Deniz hanım. Aklı selim, itidal ve sakin seciyemiz bize kazandırmıştır, bundan sonra da kazandıracaktır.

      Bir parça dertleşmek iyi geldi. Birkaç gün önce sevdiğim bir dostum hayata veda etti. Trafik kazasında kaybediverdik Murat kardeşimi. İnsanın kendini sorguladığı iki mekan varmış. Hastaneler ve mezarlıklar.. Evet işimize öyle geliyor da ondan. Birkaç gün sonra da unutuveriyoruz elde avuçta olan kadir kıymeti. Son hızla devam eder üç günlük dünya telaşesi.

      Hayat treni bu, hangi istasyondan bindiğinin ne önemi var. İnmek zorunda kalacağın son istasyonda trene mutlu ve huzurla veda edebilmek asıl önemli olan..

      Teşekkür ediyorum Sevgili Deniz hanım. Çoook zarif yorumunuz ile mutlu oldum. Siz de mutlu olun emi..
      Kalın sağlıcakla...

      Sil
  27. Estağfirullah Taner Bey, bağışlamak ne demek. Hikayeleriniz kısıtlı zamanlara sığdırılamayacak kadar değerli; sindire sindire okumak isterim her defasında. Bu arada iyilik perisi olduğum koskocaman bir mübalağa :) Yine de böyle düşündüğünüz için teşekkür ederim.

    Eşinizi gerçekten takdir ediyorum. Onun desteği ile aşamayacağınız güçlük olacağını düşünmek büyük bir yanılgı olur. Her insanın yaşamına böyle biri dokunmalı...

    Dostunuz için çok üzüldüm. Işıklar içinde uyusun. Hayat treni işte, hepimizi bir yerlerden alıp başka yerlere bırakıyor. Bizi nereye bırakacak kim bilir. Sorgulamaya, mana aramaya devam...

    YanıtlayınSil
  28. feriha hanım yeni bölüm geldiiii :)

    YanıtlayınSil
  29. Ayrımları yok eden iki şey var hayatta; acı ve aşk. Siz de bu ikiliyi ne güzel yerleştirmişsiniz hikayenize. Ege şivesi de girince işin içine, tadından yenmeyiverip duru gari :)
    Yorumlarda bir yarışmadan bahsetmişsiniz. Hikaye anlatıcılığınız ve aktarışınızla zaten birinci sizsiniz ;) İlhamlarınız bol, yolunuz açık olsun her daim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel ne hoş destek mesajı olmuş sevgili Aytül hanım. Ne kadar teşekkür etsem az kalacak. Stresli ve çaresiz kaldığımız şu günlerde ilaç oldu ilaç. Varolun, çokça selam ve sevgilerimi gönderdim size ve kıymetli ailenize...

      Sil
  30. feriha hanım yeni bölüm geldii :)

    YanıtlayınSil
  31. Alıp götürüyor insanı emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğinize çok sevindim Meral hanım, teşekkür ediyorum. Eksik olmayın..

      Sil
  32. yeni yazılar bekliyoruz sizden. Evde kalmanın tadını blog okuyarak çıkartmaya çalışıyoruz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok kıymetlisiniz ve tertemiz bir kalbiniz olduğu için çok şanslısınız. Şu anda ben de ne yazayımın çalışmasını yapıyordum Lerzan hanım. Bu kadar olur inanın..

      Hamuru kardım, fırının ısınmasını bekliyorum. Yarına çıkar inşallah.
      Varolun Lerzan hanım, eksik olmayınız..

      Sil
  33. Evde kaldığımda keşfettim sitenizi. Kaleminize sağlık

    YanıtlayınSil
  34. Bursa En Uygun Oto Çekici olarak sizleri tebrik ederiz. Başarılarınızın devamını dileriz.

    YanıtlayınSil
  35. feriha hanım yeni bölüm geldiii :) ooo, yazı yazmışsın gelcam okumaya yineee :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Akşama Münir Nurettin Selçuk taş plağı eşliğinde okuyorum Feriha hanımı. İyi geliyor. Keyif veriyor :)

      Sil
  36. Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim kıymetli üstadlar. İşleriniz rast gitsin..

      Sil
  37. Güzel, etkileyici ve şiirsel bir anlatım. Bir an Sait Faik'i okuyor gibi hissettim kendimi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kıymetli hocam döndüğünüze çok çok sevindim. Eğitimci kimliğinize saygım her daim sonsuz.

      Siz beğendiyseniz kat kat memnun oldum diyebilirim, eksik olmayın değerli hocam. Selam ve saygılarımla..

      Sil