Bosna
Sarı Bisiklet
Güneş karşı tepeden doğmak için nazlanıyor, sonbahar henüz tembelliğini
atmış, gün doğacak doğmasına da, “elleme anne, beş dakika daha uyuyayım” diyen
talebe misali tatlı bir avareliğe bürünüyordu. Özgürlüğün doyasıya tadını
çıkaran kuşlar, kanatlarında sıcaklığını hissettikleri güneşin ilk ışıklarına
şükranlarını sunmak için sabahı müjdelercesine şakıyordu.
Kafası büyüklüğündeki cevizi kucaklamış sincap, zıpkın gibi fırlayıp
ağacın güvenli tepelerine kapağı atıverdi. Homur homur kahvaltılık arayan yaban
domuzu, yeni uyandığından mı, zaten aksi bir hayvan olmasından mı nedir, sinir
sinirli eşeleniyordu. Tepelikteki kayanın oyuğunda bekleyen üç yavrusu açtı.
Mücadelesi sinirden değil, besbelli çaresizliktendi.
Sabah mesaisine erken başlayan ağaçkakan delirmişçesine ağacı
gagalıyor, bütün gece boyunca umarsızca puhulayan baykuş, ağaçkakanın çıkardığı
gürültüden, zavallı tüneğinde ifrit olmuştu. Hepi topu iki saat şekerleme
yapmaktı derdi.
Toprak ana o bildik vakurluğunu takınmış, yüce anaçlığıyla tüm
canlılara merhaba demeye hazırlanıyordu. Çocuklarıma bugün ne yemek yapsam
telaşı vardı sanki üzerinde. O her vakit cömertti. Ana olmak bunu gerektirirdi.
Verdikçe mutlu olan canım toprak ana.
Evet yeni bir gün başlıyordu. Her canlının var olabilmesi için; nefes
alıp şükrettiğinin, ağlayıp veyahut güldüğünün, doğduğunun ve hatta öldüğünün
ispatı, delili yeni bir gün..Dört milyar yıl boyunca tekrar tekrar başlayan
gün..
![]() |
Mostar Bridge / Mostar Köprüsü |
Yeni bir gün, tabiat için bir müjde, Bosna için zulüm demekti halbuki. Zulümün baş aktörleri dünyanın gözü önünde soykırım ve katliam oyununu sahneye koymuşlardı.
Gece boyunca içtikleri votkanın
etkisiyle uyuşan beyni henüz kendine geliyordu. Uzunca bir süre sabah
serinliğinde üşüyen bacağını ovalarken, ormanın sessizliğine kulak kesildi. Tüfeğine
uzandı. Çeliğin üzerinden oluşan nemi beresiyle sildikten sonra namlusundan
öperek, “bugün beni mahcup etme” dedi.
Birkaç çalı çırpı toplayıp ateş
yakmaya yeltenen Bojan, uyuşuk, tembel bir manga askerin uyanması için havaya
bir el ateş etti. Havuç tarlasına dalmış tavşanın, büyük bir iştahla havucu
mideye indirirken, karşısında dikilmiş tilkiyi gördüğü andaki korkuya benzer
bir dehşetle tüm manga yerinden sıçradı. “Sizi uyandırmaya kıyamadım yavrularım,
günaydın” dedi sinsice gülerken.
On beş kişilik manga, komutanları
üsteğmen Bojan önderliğinde tüm gece ağızları kuruyana kadar saatlerce zafer
şarkıları söylediler. Kuruyan ağızlarını votka ile nemlendirip tekrar tekrar
söylediler zafer şarkılarını. Dans ettiler. Bir gün öncesi katlettikleri
altmış Bosna direnişçisinin şerefine “yaşasın Sırp milisler” naraları attılar.
“Toparlanın biran evvel, çok işimiz
var zırdeliler” dedi Bojan. “Telsizden yeni emir geldi. Husiç köyüne
saldıracağız.” Boşnak kızlarını bekletmek istemezsiniz değil mi?” On beş
canavarın ağzından akan salyaları görünce çok keyiflendi.
On iki yaşındaydı Beyiç. Babasını
tifo hastalığına kurban vermiş, son iki yıldır pazarlarda yumurta satarak evine,
anasına yuvasına erkeklik yapan minik beden Beyiç..
“Anacığım börek ve yumurtalar hazırsa
Pazar vaktidir” dedi. Birkaç aydır süren çatışmalardan haberdar ana yüreği
gönülsüz hazırladığı sepeti kapı eşiğine bıraktı.”Sen çok yiğit adamsın oğul,
bir çatışmaya denk gelirsin, Sami abinin tezgahına koşup saklan. Yiğit dediysem
de sen, kimseye bulaşma. Bilirim deli yüreksindir. Anacığını yalnız koyma deli
gönül, yolunu gözletme tez gel” dedi. Sıkıca sarıldı evladına. Göz göze geldi
ana oğul. Uzun uzun sayfalarca roman dahi yazılabilecek; acıları, bahtsız kaderleri, hayalleri, onulmaz yaraları anlatan birkaç saniyelik o hüzünlü ana oğul bakışıydı bu..
Köyün minibüsünde bulduğu ilk koltuğa
kendini attı. Sepetine sıkı sıkı sarıldı. Akşam kazanacağı paranın bir kısmını hayalini
kurduğu bisikleti almak için kumbarasına yuvarlayacaktı. Hayalini bile kurmak,
zaten al al yanaklarını heyecandan kıpkırmızı yapmaya kafiydi. Limon sarısı, üç
vitesli bisiklet. Baba yokluğu ve fukara evinin sorumluluğu arasında sıkışmış koca
yüreğinin, minicik bedeninin olağanüstü hayali sarı bisiklet. Okula gidememenin verdiği üzüntüyü hiç değilse
bisikleti ile telafi etmek.. Bir çocuk yüreği Tanrıdan başka ne dileyebilirdi
ki? Safiyane ve masum bir istek..
Bir saate kasabasının pazar yerine
vardılar. Hemen hemen her gün gelen ölüm haberleri yüzünden ürkek bir güvercin
misali, telaşlı, kaygı ve korku dolu bekleyişlerin, tezgahlarında nasip arayan Boşnakların
pazar yeriydi Mojdan.
Özenle yumurtalarını istif etti,
börek tepsisini tezgahta boş bulduğu bir yere yerleştirdi. “Erkencisin oğlum”
dedi sebzeci Sami. Beyiç’in babasının okul sıralarından arkadaşıydı. Bego
yittiğinden beri Beyiç’in hamisi oldu. Korudu, kolladı köyün bahtsız yiğidini. Gözünden
sakındı Bego’nun emanetini.
Bojan liderliğinde hazırlıklarını
yapmış Sırp mangası ormanlık alandan çıkıp, Husiç köyüne doğru patika yola
saptı. Geçerken birkaç Boşnak tarlasını yakıp, yol boyunca denk geldikleri
onlarca koyunu telef etmekten hayli keyif aldılar. Husiç köyünden önceki son
tepeliğe vardılar. Pazar yerine dikkati kesilen komutan Bojan “Burada mola
verelim” emri verdi.
Mangadan ayrılıp pazarı çok net gören
bir kayanın üzerine yerleşti. Cebinden çıkardığı votka şişesinden birkaç yudum
aldı. “Kahrolası Müslüman, korkmuyor da bu zevzekler ya hu dedi” sinsice
gülerken. “Biz adamlarını haklarken para ve boğaz derdindeler, deli lan bunlar”
dedi. Tüfeğini aldı, birkaç gün önceden kurduğu hain planı uygulamak üzere
doğruldu. Önce Sniper’ın dürbünü ile pazar yerini gözetledi. Hedefini belirledi.
Bir süre bekledi. Vücudu gerildi, yapmalıydı, vazgeçmek anlamsızdı. Ve hatta bu
Boşnak direnişçilerinin belini bükecek, kim bilir Teğmen Bojan Sırpların
gelecekteki kahramanı olacaktı. Nefesini tuttu. Tetiğe bastı.
Uzun uzun yol aldı kahpe kurşun. Yıllarca
birlikte yaşamış, komşu ve hatta akraba olmuş iki toplumun geleceklerine,
onurlu tarihlerine kara bir leke olacak sinsilikte, parçası olduğu Avrupa’dan
ve hatta insanlıktan koparacak hedefine ilerliyordu. Dinini, kültürünü,
kimliğini sömürmeye çalışan, canı pahasına direnen Boşnaklara atılan o kahpe
kurşun, Türklerin Çanakkale’de ve Yemen’de korumaya çalıştıkları, ayakta
tutmaya çalıştıkları vatan sevgisi ve insanlık onurunun tam kalbine doğru hızla
yol aldı. 200 gün boyunca milyonlarca kurşunun yağdığı, çocukların,
bebeklerin, yaşlıların bakımsızlıktan öldüğü, en acısı ise binlerce Boşnak
kadınına yapılan tecavüzlerin habercisi oldu bu kurşun. Osmanlı-Türk tarihinin
onuru Mostar Köprüsü’ne atılan kurşunun da ta kendisiydi. Bego’nun yetimi, Sami’nin
emaneti Beyiç’in alnına isabet eden, sarı
bisiklet hayaline son veren namussuz kurşundu. Sırp canilerin zevk için Boşnak avladıkları Sniper tüfeklerinin ilk kurşunu..
O gün kahpe bir silah çocuk vurdu,
O gün çocukla birlikte insanlık da vuruldu,
Medeniyetin göbeğinde,
Burnunuzun dibinde,
Çok acı bre, O gün çocuk alnından,
İnsanlık kalbinden vuruldu..
Saraybosna’yı, Mostar’ı gezerken göreceksiniz ki, bizim şehirlerimizde
park yoktur. Bütün parklarımız şehitlerimizin istiratgahı olmuştur. Boşnakların
en mahir işlerinden biri de mezar taşıdır. Bu sözün ne anlama geldiğini şehirlerimizin
dört bir köşesinde karşınıza çıkacak şehitliklerimizde göreceksiniz. Dünya
Bosna’yı o mucizeyi ve onurlu direnişiyle hatırlasın istesem de bizim
yüreğimizde sakladığımız ama yine de yüzümüze yansıyan şey “acı”dır. Lütfen
bize acımayın. Bahsettiğim bu acı ancak bir Boşnak’ın anlayabileceği ve
hakkıyla yaşayabileceği bir histir.
Kelebek…
Zarafet, narinlik. Özgürlük sembolü.
Mavi…
Denizin, gökyüzünün, sonsuzluğun
rengi. Özgürlük sembolü. Peki ya ikisi birleşince? Kocaman bir acı “mavi
kelebek”…
Mavi kelebekler Avrupa’nın orta
yerinde, Bosna Hersek’te yaşanan bir katliamın simgesi…“Bastığın yeri toprak
deyip geçme” sözü bizlere tanıdık. Durum Bosna’da da benzer. Attığın her adımda
bir toplu mezara rastlamak mümkün. Bosna Savaşı’nda 312 bin kişi öldü. 35 bini
küçücük çocuklardı. Binlerce çocuk annesiz, babasız kaldı. Tarif edilemez
acılar yaşandı. 50 bin kadın tecavüze uğradı. Ruhunda tamir edilemez yaralar
açıldı..Ölenler toplu mezarlara gömüldü. Sadece bugüne kadar 500’ün üzerinde
toplu mezar ortaya çıkarıldı. Bunların 300’ü mavi kelebeklerin yardımıyla oldu.
İşte bu yüzden de mavi kelebeklerin hikayesi bugüne kadar duyduğum en yürek
yaralayıcı öykü…
Bosna Hersek’te bulunan toplu mezarların üzerinde mavi
kelebeklerin uçtuğu fark edilmiş. Bir, iki derken bunun tesadüf olmadığı
anlaşılmış. Durum biraz incelenince toplu mezarların olduğu yerlerde toprağın
yapısının değiştiği, mezarların üzerinde farklı bitkiler oluştuğu belirlenmiş. Bu
koku da mavi kelebekleri çekiyormuş. Birçok kişi için kocaman bir acı olan bu
hikaye, Bosnalılar içinse bir umut olmuş.
Sevdiklerinin kemiklerini bulmak,
sadece onlardan bir ize rastlamak isteyen binlerce kişi günlerce mavi
kelebekleri izlemeye, onların peşinden gitmeye başlamış.
Nice ömür mavi
kelebeğin peşinde geçti…
İki yüzlü Avrupa'nın bu yıl Nobel Edebiyat ödülünü Srebrenitsa ve Bosna soykırımını ve katliamını inkar eden Peter Handke'ye vermesi biz Boşnakların acılarına tuz basmıştır. Tarih bu ikiyüzlülüğü affetmeyecektir.
49 Yorumlar
Samimi satırlar için teşekkürler. Blogger arkadaşlarımız ''Blogger Mimi'' başlığı altında çok güzel bir mim yazısı hazırlamışlar. Ben de bu mim yazılarına katılarak blog açma serüvenimi anlattım. Okumak için sizi bloguma beklerim.
YanıtlaSilTeşekkür ederim, eksik olmayın..
YanıtlaSilsarı bisiklet of çok hüzünlü mavi kelebekler de evet yaa umutlu olmuş :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim sevgili arkadaşım, beğendiğine çok sevindim.
SilDokunaklı bir öykü. Sonuna kadar ilgiyle okudum. Kaleminize sağlık. Ne yazık ki birilerinin derin acısı diğerlerinin eğlencesi olabiliyor hayatta. İnsanlık adına utanç verici.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim eksik olmayın.
Silİnsanlık onurunun artık meziyete dönüştüğü çağımızda, hiçbir ödüllendirmenin malesef meneviyat değeri kalmadı, çünkü takdir edende ve herkes olmasa da çoğu takdir edilen de maddeci bakış açısına sahip, insan olmayı gerektiren değerlerden gittikçe yoksunlaşan bir dünya devam ediyor. Emeğine ve yüreğine sağlık ENNİ, yola devam....
YanıtlaSilBoracım desteğin moral veriyor, çok teşekkür ederim eksik olma kardeşim.
SilBu yurek yarasi konuda ne soylense ne yazilsa azdir heralde fakat son derece yerinde, zamaninda ve isabetli bir hatirlatma olmus. Tesekkurler. Tebrikler
YanıtlaSilGökhancım sözde insan hakları savunucusu Avrupanın bu hamlesi yürekleri paralamıştır. Fakat şaşırmıyoruz değil mi?
SilBosna mağdurlarının bazı röportajlarını okuyan biri olarak sanki geröekten o sarı bisikleti hayal ettim ve kurşunla son buldu bu hayal, ve sanki hala kayıp bir akrabam var orada, avrupa utanmayacak çünkü utanacak olan insan ayırmaz, avrupa bir gün belki özür dileyecek ama o gün geldiğinde tüm müslümanları avrupadan veya gözlerinin gördüğü tüm topraklardan sildiklerinde bir gün belki kabul edecekler insanlık adına ayıplarını ama o gün gelir mibilmem. Biz nefes aldıkça zor biliyorumama bu bile acı. Her harfi acı... Biz acı çektikçe silemeyecekler ama acı gelmeye devam edecek çünkü insan bencil... Çünkü bir kişinin bir zümrenin iyiliği için yapılan her şeyi mübah görebilecek kadar vicdansız olmaya eğilimli çünkü insan! İnsan en merhametli ve en gaddar olabiliyor bunun temel sebebini din olarak hiç görmedim şahsem ama belki eğitim kesinlikle eğitim, merhamet hoşgörü bunlar islama has değerler değil ki yalnız. Ama insan çok bencil zalim her dinde zalim ve acı her dinde acı... Nasıl ki yahudilere yapılan soykırımdı, bosnada yapılan da soykırımdı sistemlive planlı hatta büyük devletlerin desteğinde bir soykırım aynısı ikinci vatanım Kıbrısta da yapılmak istendi başarılamadı . Ama bosna uzaktı ve biz de geç kaldı. Büroksasi daha çok acıya alet edildi ve mavi kelebekler toprak altında kalmasına izin vermese de acı sadece isim kazandı ... Acı olmaya devam ediyorkayıplar hala var akıbetibelirsiz olanlar... Tarihi kazananlar yazar denirdi eskiden öyleydi bence şimdi öyle değil. Şimdi daha çok eğitim alan ve susmayanlar yazacak tarihi artık maxlumlar da tarih yazıyor. Büyükler ses çıkarmasa da nasıl ki Çin e karşı sesler yükseliyor bir yerlerde varsa acı merhamet dolu yürekler onu heryerden hissediyor artık sesler yükseliyor... Kopuk bir yorum olmuş olabilir mobilden girdiğim için tam metni göremiyorum sürçe lisan ettimse affola... Ama bosnayı hep yüreğimde hissediyorumbüyükbir acı olarak...
YanıtlaSilİçimde fırtınaların koptuğu, belalar okuduğum, lanetler ettiğim cevabını alamadığım tek bir soru oldu. Acaba bu soykırım Boşnaklara değil de, Sırplara veya Hırvatlara yapılsa dünyanın tepkisi ne olurdu? Cevap malum, içimizi, ciğerimizi dağlamaya yeter. Elbette ilk kurşunda karşılarında yandaşlarını bulacaktı.
SilKonuyu Boşnak, Sırp, Hırvat, din, dil, ırk çerçevesine sokarak insanlıktan çıkmak istemiyorum, zira insanlıktan çıkmış o güruhun ekmeğine yağ sürmüş olurum. Konuya insaniyet kimliliğimle bakmak istiyorum. İnsaniyet çerçevesinden bakamayan Avrupaya tavrım. Henüz ateşi sönmemiş Yahudi soykırımına maruz kalanların sessizliğine kahroluyorum. Edebiyat adı altında dünyanın gözüne soka soka Nobel ödülünü kendini bilmez bir adama verilmesini sindiremiyorum.
Mazlumların ahı var mıdır? Bir avuç toprak üzerinde sanayisi, endrüstrisi, yeraltı zenginlikleri olmadan hayatta kalmaya çalışan bir avuç insanın özgürlüğüne göz dikmiş canilerin ahı tutar mı? Bilemedim..
Bugün Saraybosna'ya giderseniz, bir sıcak çay ikram ederler öyle para falan almazlar. Akşam kalacak yeriniz yoksa buyrun hele Tanrı misafiri oluverin deyip davet ederler. Karnınız aç mı diye sorarlar. İnsandır, merhametlidir onlar. Öyle paraya pula tamah etmezler. Azıcık eskileri anacak olsanız göz yaşları sel olur gider. Her Bosna vatandaşının muhakkak savaş kaybı vardır. Niye ağlarlar bilir misiniz? Bu savaş bildikleri savaş değildir.Öyle cephe cephe erkek gibi göğüs göğüse aynı şartlarda ve benzer silah ve cephane ile yapılan savaş olmamıştır. Hain ve kalleşçe birçok ülkenin desteklediği, Hollanda'lı BM gözlemcilerinin gözleri önünde bile bile insan kıyımı yapılab bir soykırımdır. Bu yüzden canları HER YENİ GÜN yanar. İçleri acır, yok yere yitilen, hayalleri mezara gömülen nice Beyiç'ler, ve sarı bisikletler yüzünden göğüslerinin sol tarafı sıkışır, boğazları düğümlenir. Ne yiğit insanlardır. Onlar, tarihin kirli sayfalarında bembeyaz yapraklarıyla açan ve inatla açmaya devam edecej Boşnaklardır.
Acıyı yüreğinizde hissetiğiniz, acıma ortak olduğunuz için nasıl teşekkür edeyim bilemedim. Çokça selam ve sevgilerimi gönderiyorum size. Eksik olmayın e mi.
Sarı bisikletin sahibi mavi bir kelebek olup cennette özgürce pervaz ediyordur. Peki ya burada yaşanan dramı hala anlayamayan ve hissedemeyenlerin ruhları...
YanıtlaSilAdalet ve özgürlük insan olabilmenin temel kavramlarıdır. Her ne kadar soyut bir kavram olarak bilinse de, su gibi, nefes alabildiğimiz hava gibi bir gün herkese lazım olacaktır. Ne acı ki tarih olan biteni kayıt altına almıştır. Ufak tefek kendini bilmezler, acılarla yazılmış bu tarihi asla değiştiremiyeceklerdir.
SilTeşekkür ederim, vakit ayırıp okumuş yorum yapmışsınız. Eksik olmayın.
Merhaba Taner Bey. Paylaşımınız kadar Uzman amatöre cevaben yaptığınız yorum da bir o kadar anlamlı ve dokunaklıydı. Soykırımlar tarih sayfalarının kara lekeleri maalesef. Ne büyük dramlar yaşandı. Ne aileler parçalandı, ne hayaller yıkıldı. Ve bütün bunların karşısında insanlık sussa da inkar etse de mazlumun ahı elbette yerde kalmayacak. Buna bütün kalbimle inanıyorum.
YanıtlaSilBosna'nın kendisi dram Yıldız hanım. Özgürlüklerine,kimliklerine,dil din ve ırklarına yapılan bu saldırıyı tarih unutmayacak. Tam biz böyle teselli bulurken Nobel haberi toprak altında yatan binlerce mazlumun kemiklerini sızlattı. Avrupaydı değil mi? Hani demokrasi ve insan haklarında birinci, uygarlığın ve medeniyetin beşiği avrupa!! Çok üzgünüm.
SilSöylenecek çok söz var ama bazı acıları anlatmak için kelimeler öyle yetersiz ki. Durmadı, durmuyor insanın insana zulmü. Bu dünyayı cennette gibi yaşayabilecekken dünyanın haline bakın. İçler acısı.
YanıtlaSilÇok güzel dediniz "bu dünyayı cennet gibi yaşamak varken".. Sanırım asla mümkün olmayacak, güçlü her zaman zayıfa boyun eğmesi için çabalayacak. İnsanın doğasında var, mutlu olmamak, var olanla yetinmemek..
SilTeşekkür ederim..
Ah Bosna! Ah Srebrenitsa! Bitmeyen ağıt, dinmeyen yürek acısı... ve sarı bisiklete binip sonsuzluğa uçan Behiç(ler). Ah ah ah!
YanıtlaSilBiliyorsunuz, yazı sonundaki eşsiz eser yarı Sırp olan Goran Bregoviç'in eseri. "Konuyu Boşnak, Sırp, Hırvat, din, dil, ırk çerçevesine sokarak insanlıktan çıkmak istemiyorum..." demişsiniz ya, evet esas olan da bu; elimiz her daim vicdanımızın üzerinde ve elbette mantığımızın peşinde olmalı. Katil hükümetlerin (ve devletlerin) yaptığı zulmü asla halklara mal etmemek lazım. Yoksa zulüm bitmez, katliamlar da soykırımlar da devam eder. Nitekim zalimler, insanların (halkların) ayrıştırılmasından besleniyor-böl, parçala, yönet- malumunuz... ve böylece birbiriyle hiçbir sorunu olmayan aynı coğrafyanın insanları düşman olabiliyor...
...Yazık! Bu korkunç kitlesel vahşetin hesabı sorulmamışken, üstüne bir de Peter Handke'ye Nobel Edebiyat ödülü verilmesi asla hoş karşılanamaz.
Yazımın anafikrini belirtmişsiniz Deniz hanım "Nitekim zalimler, insanların (halkların) ayrıştırılmasından besleniyor-böl, parçala, yönet- malumunuz.." Cümlelerinizi okurken bir kez daha yüreğim sıkıştı, gözlerim doldu doldu. Varolun.
SilEvet Deniz hanım, Bosna'da milyonlarca insanların gözü önünde tam da bu yapılmak istenmiştir. Barbar Türkler söylemi ile yüzyıldır başımızın etini yiyen Avrupa bir karış ötesinde katliama göz yummuştur. Soykırımı unutan soykırımı yine yaşar der büyük lider Aliya İzzetbegoviç. Her türlü masabaşı oyunlarına rağmen soykırımı unutmamız mümkün değildir. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Asla!!
Beş yüz bine yakın canını toprağa veren Bosna halkı bugün yine dimdik ayaktadır. Haçlı zihniyetinin göle maya çalma çabası boşa çıkmıştır. Sırp lideri tutsaktır. Adalet ve Lahey Bosna halkını haklı bulmuştur. Hayat acılara ve tüm kayıplara, mavi kelebeklerin umut dolu kanat çırpmalarına, Beyiç'lerin yiten SARI BİSİKLET hayallerine rağmen devam ediyor. Mostar Köprüsü yenilenmiş aslan gibi heybeti ile halkına güven veriyor. Bugünlerde Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar' ın sırayla belirledikleri liderler demokrasi kılıcı altında, görev yapıyorlar. Evet yeni bir gün başlıyor Bosna'da. Her canlının var olabilmesi için; nefes alıp şükrettiğinin, ağlayıp veyahut güldüğünün, doğduğunun ve hatta öldüğünün ispatı, delili yeni bir gün..Dört milyar yıl boyunca tekrar tekrar başlayan gün..
Ben teşekkür ederim çok yerinde tespitleriniz için. Çok mutlu oldum,
zira acılar paykaştıkça azalır.
Eksik olmayın Deniz hanım. Selam ve sevgilerimi gönderdim size..
Bosna nın o dönem özellikle de BM koruması altında olduğunu düşünecek olursak vay halimize diyorum. Üstüne bir de Nobel ödülü :(( Mavi kelebekler içime dokundu ve sarı bisiklet...
YanıtlaSilTaraf olan bertaraf olur diye bir söz var. BM gözlemcisi Hollanda askerlerinin vahşete göz yumması, yıllar sonra mahkemenin Hollanda hükumetini de suçlu bulmasına sebep olmuştur. Yanlı Hollanda suçludur. Adaletli bir yönetim olsa belki de binlerce insanın ölmesine engel olunabilirdi. Olmadı maalesef, oldurmadılar. Evet evet bir de yıllar sonra insanın gözüne sokar gibi bu vahşeti Nobel ile taçlandırdılar. Medeni cahiller..
SilMaalesef...
O dönemle ilgili bir çok kitap okudum ve her okuduğum kitapta tüylerim diken diken oldu. Şimdi sizin yazınızı okurken de aynı duyguyu hisettim. Çok üzgünüm :(
YanıtlaSilVerilen Nobel ile Maalesef, acıları tekrar yaşattılar. Ama soykırım soykırımdır. Tarih yazacak yazmaya devam edcektir.
SilTeşekkür ederim Gamze hanım. Eksik olmayın, vakit ayırıp yorum yapmışsınız.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilO yıllarda Üniversite öğrencisiydim.
SilKanımım deli olduğu zamanlarda yaşanan zulümler uykularımı kaçırırdı. Silahsızlaştırılmış, herşeyli elinden alınmış, kadınlarına tecavüz edilirken bile, Aliya; "en son umut ölür" diyordu. Dünden bugüne devam eden zulümler ve Nobelde yaşanan ikiyüzlülükler de bitecek bir gün. Umudumuzu yitirmemek dileği ile.
Herkesin kendi mutluluğu için büyük bir hırsla yarıştığı bir zaman içinde, yalnızca hassas olan gönüller, başkasının acısını kendine dert edinir. Yazınızdan, yorumlara cevabınızdan ne kadar hassas bir ruha, gönle sahip olduğunuz anlaşılıyor. Yazılarınızdan, ailenize olan sevginize şahidim. Ailenizle, bir ömür boyu sağlıklı, huzurlu, duyarlı, farkındalığı olan bir ömür diliyorum size . Dünyanın bu duyarlılıklara sahip ailelere ve yetiştireceği çocuklara ihtiyacı var..
Naif ve çok kıymetli yorumunuz için gönülden teşekkürlerimi borç biliyorum. Çok zarifsiniz.
SilKatliamın yaşandığı yıllarda gençtik. Elimizden bir şeyler gelemedi. Cesur bazı Türklerin savaşa gittiklerine şahit olduğumuzda çok duygulanmıştık. Canım bir toplum kıyılıyor engel olamadık. Yüzbinlerin toprağa gömülmesine maalesef engel olamadık. Alenen yapılan soykırıma rağmen Aliya İzzetbegociç o tarihi cümlesi ile hepimizi ağlattığını hatırlarım; Evet "en son umut ölür" sözü Amerika ve Türk ordularını harekete geçirmişti. Çok yazık, geç kaldık. Bosna'yı, Beyiç'leri, kadınları ve suçsuz binlerce insanın yaşama haklarının ellerinden uçup gitmesine mani olamadık.
Kelebekler savunmasız, hayattan çokça keyif alan aynı zamanda özgürlüğüne düşkün canlılardır. Tıpkı Boşnaklar gibi.
Güzel dileklerinize çok teşekkür ediyorum. Size ve ailenize; sağlık ve huzurlu bir yeni yıl diliyorum. Varolun e mi...
İnsanlığın öldüğü, yakın zamanın en acı öykülerinin yaşandığı ve birilerinin bunları film izler gibi izlediği bir dönem. Utanacakları yerde bir de ödül veriyorlar ikiyüzlü insanlar.
YanıtlaSilEvet Gökhan bey maalesef bizlere barbar diye bize isim takan sözde medeni avrupa böyle bir eyleme imza attı. Tarih bunu da yazacaktır. Altın çöpe düşse değerini kaybetmediği gibi, Boşnakların da haklı isyanı asla kıymeti harbiyesini kaybetmeyecektir. Allah rahmet eylesin, kalanlara sabırlar versin inşallah. Acımız sonsuzdur.
SilGökhan bey vakit ayırıp okumuş ve yorum yapmışsınız. Çok teşekkür ederim, eksik olmayın.
Selam ve sevgilerimle...
insan oğlu nankör dür kendi hatalarını asla hatırlamak istemez üstünü örter her zaman ondan dir avrupa ses
YanıtlaSilÇıkarmıyor. Allah ölenlere rahmet eylesin.
Teşekkür ederim vakit ayırıp yorumlamışsınız. Eksik olmayın.
Siliyi haftasonlarıııı geçerken bi uğradııım :)
YanıtlaSilVarol ya benim hatırşinas arkadaşım. Ne iyi geliyor arada şöyle bir kafayı uzatıp merhaba demen. Hal hatır sorman..Dört aydır evde duvarlar, eşim ve ben..Bakalım atlatacağız. Bu günler de geçecek, bir kaç sene sonra kahkalara mevzu olacak bunlar. Senin gibi merak eden dostları da unutmayacağız elbet :)
SilÇok anlamlı... Ne diyebilirim ki? Ellerinize sağlık!
YanıtlaSilBeğendiğinize çok sevindim. Çok teşekkür ederim. Eksik olmayın.
SilBen katliam içeren kitap ve yazıları okuyamıyorum. Çünkü resmen yaşıyorum, gözümü kapattığımda sanki o anı yaşıyorum ve etkisinden günlerce kurtulamıyorum. Sonra düşünüyorum ben bunları okurken böyle hissediyorum peki o anı yaşayanlara ne hissetti! İşte o zaman daha da kötü oluyorum. İçim içime sığmıyor sanki olaylar dün yaşanmış gibi hissediyorum. elimden gelse o vahşete sebep olanları yok edesim geliyor. Neyse yazacak çok şey var ama yazamıyorum.
YanıtlaSilYazı için teşekkürler hocam.
İnsanın olduğu her herde dert olacağı aşikar sevgili Profesör.. Yüzyıllardır süregelen savaşlar ve katliamlar gelecekte de devam edecek. İnsanlar ölecek, öldürülecek. Misal en yakın örneği memleketimizin hemen dibinde cereyan ediyor. Başkalarının gaz vermesiyke koca bir ülkenin bağımsızlığına müdahale ettik. Sonuç 7 milyon Suriyeli ile kardeş olduk. Ben de daha fazla yazmak istemiyorum :)
SilTeşekkür ederim sevgili dostum vakit ayırıp ziyaret etmişsin. Eksik olma..
Taner Bey, yazınızla ilgili değil ama, size yazıyorum.
YanıtlaSilBlog'uma yaptığınız derinlikli yorum beni ne kadar mutlu etti anlatamam...
Son yazımda kulaklarınızı çınlattım.
Harikasınız!
Teşekkür ederim kıymetli arkadaşım. Yeni yıl yeni kitaplarına ışık olsun.
SilSelamlar, sevgiler..
Okudukça boğazıma oturan yumrunun, parmak uçlarıma gelen öfkenin, gözlerimden akan iki damla yaşın etkisini yaşadım. Nasıl bir insanlıktır ki bu katliamı yapıyor, nasıl bir insanlıktır ki bu katliama sessiz kalıyor. Ben bundan utanır oldum, isyan eder oldum insanlığıma. Yıllar geçtikçe duramayacaktır sarı bisikletin kanaması tam alnından, kanama utancı olacaktır insanlığın. Mavi Kelebekler unutturmayacak bizlere bu acıyı. En kötüsü de insanoğlu ne öldürmekten vazgeçiyor ne de savaştan. Bahane mi kimi zaman varlık anlamına tezat din, kimi zaman lanet buluş para ve kapitalizmin vahşi yanı güç oluyor. Biz 2020 ye girerken hala bir yerlere asker yavrularımızı savaşmaya gönderiyoruz, dünya hala savaşı konuşuyor. Neden? Birileri benim inandığıma inanmıyor ve kendi inandığının daha doğru olduğunu düşünüyor diye, hani Tanrı, Allah tekti. Ne farkeder nerden ulaştığın tek yaratana. Çocuklar ölüyor, çocuklar ölecek, çocuklar büyüyemiyor. Seni anlıyorum dostum.
YanıtlaSilMaalesef mühendis bey insanoğlu öldürmekten asla vazgeçmeyecek. Bu ve buna benzer dramlar yıllarca sürüp gidecek.
YanıtlaSilMisal, burnumuzun dibinde yaşanılan -ne acıdır- bizimde çanak tuttuğumuz Suriye dramı insanlık aleminin yüz karasıdır. 1.5 milyon insanın ölmesinde, 7 milyon insanın ailesiz ve evsiz kalmasında maalesef bizim de imzamız vardır. Kara bir imza. Tarihisel ayıp ve hata. Demem o ki biz Boşnak dramı için içimiz parçalanırken başka ülkelerde yaşanan başka acılara ortal oluyoruz. Nasıl bir aymazlık, nasıl bir utanç bilemedim.
Ben teşekkür ediyorum değerli katkılarınız için. Eksik olmayın dostum.
Nobel ödülünün böyle düşünen birine verilmesi beni de çok üzdü. Avusturyalı olmasına rağmen ülkesinde de bu konuda oldukça fazla eleştiri ve nefret toplaması ise bir anlamda mutlu etti. Bosna katliamı beni çok üzen tarihin kara. lekesidir. Buraya sığınmış birçok aile var çocukları çocuklarımın da arkadaşı ama ülkelerinden de kopamıyorlar yaşanan tüm acılara rağmen. Nobel ödüllerine olan tüm saygımı yitirdim .
YanıtlaSilPeter Handke'nin ülkesinde eleştri alması ve nefret toplamasını sayenizde öğrendiğim için ne kadar mutlu oldum tahmin edemezsiniz Derya hanım. İçimin yağları eridi desem az kalır. Densiz adam dünyanın kabul ettiği, yargılamaların yapılıp suçluların hapiste çürüdüğü şu zamanda ilgi çekmek, adından söz ettirmek için ucuz kahramanlık yapan şarlatan bu adama gereken tepkinin verilmesi ne iyi olmuş.
SilEvet Derya hanım çok haklısınız yaşanan dram ve insanlığın utanç sembolü savaş yüzünden binlerce Boşnak topraklarını terketmek zorunda kaldı. Bugünlerde memleket özlemi çeken benim de tanıdığım Boşnaklar var. Çok zor günler yaşadılar evlerinden binlerce km uzaklarda, kalplerinin bir yarısı kalmış Bosna topraklarında.
Ben teşekkür ediyorum, vakit ayırıp, okumuş ve yorum yapmışsınız. Varolun, eksik olmayın..
Bosna katliamı tarihteki en büyük kara lekelerden birisidir. Katliamı ne zaman okusam yahut fotoğraflarına baksam ben bu şekilde dayanamıyorum o insanlar nasıl dayanabildi diyorum.
YanıtlaSilBeyiç ahh güzel yavru Cennette senin için eminim bolca sarı bisiklet vardır . Allah'ın gazabı bunlara sebep olanların ve susanların üzerine olsun inşallah
Beyiç ve katliamın tüm kurbanlarının ruhu şad olsun.
YanıtlaSilİnsan gibi yaşamayı felsefe edinmiş toplumlar maalesef ülkelerinin yöneticilerinin saçma sapan kararları yüzünden yıllarca acılar çekiyor. İktidar, koltuk sevdası, hırslarının ve egolarının kölesi olan bu canavarları tarih unutmayacaktır.
Çok teşekkür ederim, kıymetli yorumunuz için Lerzan hanım. Eksik olmayınız. Selam ve sevgilerimle..
İspanya Gezilecek Yerler
YanıtlaSilHer okuduğum da içimi parçalıyor Bosna'da yaşananlar. Bu kadar yakın bir tarih de, göz göre yaşanmasına rağmen hala bu katliamın ve soykırımın olmamış gibi kabul edilmesi ne acı değil mi? Artık yaşanmasın böyle olaylar istiyorum, barış için de yaşasak olmaz mı?
YanıtlaSilEmperyal ve kapitalist düzen maalesef savaş sever. güçlü güçsüzü ezmeyi arzu eder. haçlı zihniyeti gizli gizli devam eder. işte bu dünya düzeninde milyonlarca insan acı çekmeye devam eder, edecek..
SilVakit ayırıp hikayemi okuduğunuz ve yorumladığınız için çok çok memnun oldum. Eksik olmayınız. Sayfanızı yeni keşfettim. Çok keyifli konular var. Özellikle kamp maceranızı yazınıza bayıldım. Kamp, çadır tutkunu ben nasıl özledim böyle bir macerayı.
Benim kampla ilgili bir yazım yoktu ama karıştı herhalde olsun..
Sil